Author

Editör

Browsing

La Bruyére iş adamına hitap ediyor diyor ki, “Odanıza girmek istiyorum, size ihtiyacım var. Uşaklarınız şöyle cevap veriyor; efendimiz şu anda meşguldür. Bir saat boyunca sizi bekliyorum. Çıkıyorum bir saat dolaşıp geliyorum, uşaklarınıza soruyorum; efendimiz dışarı çıktı diyorlar. Ey işadamı soruyorum size, bu gizli saklı büronuzda ne iş yaparsınız?

Ekonomi politik, modern dönemlerin asli bir unsuru ve ürünü olarak belli bir süreç içerisinde oluşmuş ve Smith’te olgunluk düzeyine erişmiştir. Yaşama ilişkin bir bakış açısı ve eylem biçimidir. Böyle bakıldığında, önce genel bir felsefenin bir alt bileşenidir. Bu felsefe ile önce insana ve topluma ait yeni bir yorum getirilecektir.

Yeni iktisat biliminin insanı rasyodan ibaret varsayılınca, duygu da eylem nedeni içinde yer almayacaktır. Bu şekilde, tek başına ve rasyosu ile kendine yeterli olan maddi bir dünyanın bireyi için, diğerleriyle ilişkiye geçmenin tek aracı kalacaktır; birey diğeri ile rekabete girerek garip bir şekilde ilişki tesis edecektir.

“Ahlaki duyguların teorisinde” bugün alabileceği zevki, zorlamasız ve dış baskısız yarına erteleyebilen insan davranışı övülür. Tersi davranış eleştirilir. Bugün, hemen, şimdi tatmin peşinde koşmak erdemli bir insan davranışı değildir.

Prensin hizmetinde ya da ötesinde olmak Shakespeare’i anımsatsa da, ekonomi politiğin bir entelektüel kavrayış olma sürecinin temel gelgitini oluşturmuştur. Bağımsız bir bilim olma niteliğini edinmesi de yine bu sürecin sonucudur.

Otuzlu yılların sonunda Harvard’da bir öğrenci doktora tezini sunmaktadır. Hocaları Schumpeter ve Leontieff jüri üyesidirler. Öğrenci henüz 20’li yaşlarındadır. Savunma bittikten sonra öğrenci dışarı çıkarılır, hocalar içeride tezi aralarında tartışarak anlama çabasındadırlar. Schumpeter, Leontieff’e dönüp soracaktır: “ne dersin Leontieff, tezden geçebilecek miyiz?”