Şalom okurlarının yakından tanıdığı Metin Sarfati’nin yeni kitabı Efil Yayınevinden çıktı. Yahudi İnsandan İnsan Yahudi’ye, gettolarda geçen yüzlerce yıldan sonra Yahudilerin, bir yandan öteki olmanın acısını çekerken diğer yandan, ayrı olmanın övüncünü büyüttüklerinden bahsediyor.

Olağanüstünü hep bekler olmuştur insan zihni. Kurtarıcısını aramıştır. Beklemiştir ki Prometheus’un ateşinin ışığı insin, aydınlatıversin onu bir hamlede.

Toplumlar için de geçerli olacaktır aynı şey. Kahramanlar onun için beklenecektir. Mitlerin, söylencenin, dinin tarihi biraz da bu kahramanlıkların destanı olmayacak mıdır? İnsanın tarihi, üstün insan arayışından kopamayacaktır pek.

Hatırlanacaktır önceki bölümlerden; ikircikli idi Szybuscz’un Bir Gecelik Konuğu, misafirliği veya yabancılığı hatırlamak mı istemişti bilinmez. İlginçtir insan ruhu. Düz bir çizgide ilerlemez hiçbir zaman.

Bilmeyen yoktur doğal olarak; uzun uğraşılardan sonra ancak ikna edebilecektir Kolomb Isabelle’i. Batı dünya tarihini dönüştürmeye hazırdır bu dönemde. Teknoloji mi olacaktır bu değişimdeki radikal dinamik, Leonardo da Vincili, Danteli, Kopernik ve Erasmuslu, köpük köpük dalgaların üzerinde zirveyi yakalama tutkusundaki insan düşüncesi mi bilinmez ama, bunların eşliğindeki Kolomb’un yeri ayrı olacaktır kuşkusuz bu süreçte.

Kriz içselleştirilememiş devinimlerin, dengelenememiş güçlerin nihayet patlaması değil midir? Bu haliyle kriz bastırılamayanın görünür olmasına, şiddetin belirginleşmesine denk düşecektir. Toplumsalın temel unsuru olarak da ekonomik düzeydeki kriz, iktisadın içselleştiremediği şiddetin zirvedeki görüntüsünü verecektir. Kriz, bu durumda şiddet üreten kötü, iktisadın bizzat ve kaçınılmaz bir şekilde kendi ürettiği mi olacaktır?

Modern zamanların Yahudiliği, batıda temel çatışmasını Yahudi kalmakla, filozof kalma arasında yaşarken, bu toprakların Yahudisi sadık tebaadan tercihli misafirliğe geçişini bir başarı olarak görecektir.

Bilme saf ve önü alınamaz bir tutkudur (passion), diğer bir deyişle şeylerin ve varlığın özüne ilişkin bir tanıma ve ona ulaşma ihtirasıdır. Önü alınamaz bir tutkudur.

Meursault, ilgisiz kalınan olacaktır. Henüz sanal birlikteliğin bilinmediği bir dünyada kendi ölümüne seyirci kalarak, yalnızlığın ve sevgisizliğin cehenneminde yitip gitmekten kurtulamayacaktır.

Zor olacaktır sekülerleşemeyen bu topraklarda Yahudi’nin sekülerleşmesi. Kim bilir bu, peygamberlerin topraklarında yaşamanın göstergesi mi sayılmalıdır. İbrani devletinde de mümkün olamayacaktır sekülerleşme. Teknolojideki övünç verici(!) sekülerleşme toplumsal ve hukuksal düzeye taşınamayacaktır.