Anlamsızlık bir yönü ile anlamlıdır ve Camus de Nietzsche de anlamsızlıktan bahsederken bunu vurgulamak isteyeceklerdir. Anlamsıza götüren nedenlerin altını çizmek isteyeceklerdir.
İki sayıdır sürdürülen ve şimdi(lik) sonlandırılacak olan bu çalışma bilimsel bir tez olmaktan çok kutsal – özgürlük – para – zenginlik – tolerans gibi genel olarak modern zamanlara ait kavramların serüvenini, aralarındaki ilişkiyi, belli bir kentin (Amsterdam’ın) özelinde sorgulamayı amaçlamıştır.
İnsan artık tüm zaman ve mekanların ürünü değil, Gusdorf’un deyişi ile aydınlanmanın soyut şematiğinin dışında, toplumun veya ulusun bir ürünü olacaktır.
Metin Sarfati ve Levent Safalı’nın “Modern Zamanlardan Bugüne Bakmak” isimli felsefi tartışma dizisinin ilk videosunda, bireyin ve toplumun yeni zamanlardaki büyük dönüşümü ele alınıyor.
Yalnız kalmayacaktı Mercure1, Amsterdam’ın puslu ve bir o kadar da büyülü ufkunda belirdiğinde; yalnızlığın kendisini hangi girdaplara sürükleyeceğini bilmiş olmalıydı. O, labirentlerin içinde, tutkularının tutsaklığında, kaybolmak istemeyecekti. Freud’a da Lacan’a da henüz vardır, ama biliyordu Mercure, narsisizmin eninde sonunda –Tanrı bile olsa- varlığı hangi bunalımlara sürükleyeceğini; cehennemin alevlerinde nasıl yavaşça yitileceğini.
Baba ve oğul Bush’u takip edecektir Trump’ta; onun için de şeytanla iş birliği yapmış toplumlar vardır. Bunlar kötünün yer üzerindeki simgeleridirler ve kimi zaman renklerine, kimi zaman toplumsal- iktisadi konumlarına, kimi zaman inanış biçimlerine göre bu nitelemeye layık görüleceklerdir.
Birbirlerinin içinde büyüyecek üç olgu modern zamanları ve kaçınılmaz olarak bugünü belirleyecektir. Bunlar yeni zamanların temel dinamiklerinin en güçlülerinden kimilerini oluşturacaklardır: Tanrının göğe çekilmesiyle, yer üzerindeki dinsel varoluş biçimi sona erecektir.
Bugünün dünyasının en güçlü kişisinin yaptığı açıklamaların, yürürlüğe koyduğu veya koymayı planladığı politikaların, tüm insan toplumlarının ötesinde diğer canlı türlerini de derinden etkileyeceğine kuşku yok. Sezar’dan İskender’e tarihin en güçlü kişilikleri bugünkü en sıradan bir ABD Başkanı’nın elindeki teknolojik imkanlara sahip olmayacaktır.
Adına Roma’da kutlamalar düzenlenen, ticaretin ve adası Girit’in tanrısı Mercure’e nerede ise 2000 yıl sonra tekrar görev düşecektir. Modern zamanların kapılarının açılmasına yardımcı olacaktır bu kez. Yer üzerinin ölümlüleri ebediyeti öte tarafta aramaktan vaz geçeceğe benzemektedirler.
Muhteşem yapıtı “Dünün Dünyası”nın ilk sahifelerinde Zweig ilk gençliğinin 20. yüzyılını anlatacaktır. Daha doğrusu 19. yüzyılın sonundan 20. yüzyıla doğru giden bir zaman diliminin hikayesini yazacaktır büyük bir ustalıkla. Bugünün okuyucusu, kuşkusuz hayret ve şaşkınlıkla karşılayacaktır bu satırlardaki kimi tespitleri. Anlatılanların gerçekliğinden kuşku duyacak ama söz konusu olan Zweig olunca bu tereddütünden vazgeçecek fakat bu kez de anlaşılmaz gelecektir o dünya bugünün insanına. Söylenenlerin bir yüzyıl öncesinde değil, binlerce yılın unutulmuşluğunda kaldığını düşünecektir.