Küresel ısınma ve çevre kirliliği gibi konulara dikkat çekmek amacıyla uluslararası çapta çeşitli etkinliklerin düzenlendiği Dünya Günü, 22 Nisan 1970 yılı, ilk Dünya Günü kutlamaları olarak tarihe geçmiştir.
Hatırlanacaktır önceki bölümlerden; ikircikli idi Szybuscz’un Bir Gecelik Konuğu, misafirliği veya yabancılığı hatırlamak mı istemişti bilinmez. İlginçtir insan ruhu. Düz bir çizgide ilerlemez hiçbir zaman.
2022 Proust Yılı olarak ilan edildi. Fransız yazar Marcel Proust, ölümünün 100. senesinde bir dizi kültür etkinliği ile birlikte anılacak.
Bu hafta 13. kez gerçekleşecek olan Edebiyattaki Felsefe söyleşileri 20 Nisan Çarşamba saat 19:30’da.
Metin Sarfati’nin Şalom Gazetesinde yer alan makalelerinden oluşan Yahudi İnsandan İnsan Yahudi’ye adlı eseri Efil Yayınları iş birliği ile okuyucuyla buluştu.
Metin Sarfati “Kaderin İçindeki Özgürlük” başlıklı konuşması ile 2 Nisan 2022 Cumartesi, Saat 15:00’te dinleyicilerle bir araya geliyor.
Online olarak gerçekleştirilen Spinozyen Düşüneceler Söyleşileri devam ediyor. Bu hafta 11. kez düzenlenecek olan etkinlik, 29 Mart Çarşamba saat 19:30’da.
Bilmeyen yoktur doğal olarak; uzun uğraşılardan sonra ancak ikna edebilecektir Kolomb Isabelle’i. Batı dünya tarihini dönüştürmeye hazırdır bu dönemde. Teknoloji mi olacaktır bu değişimdeki radikal dinamik, Leonardo da Vincili, Danteli, Kopernik ve Erasmuslu, köpük köpük dalgaların üzerinde zirveyi yakalama tutkusundaki insan düşüncesi mi bilinmez ama, bunların eşliğindeki Kolomb’un yeri ayrı olacaktır kuşkusuz bu süreçte.
Edebiyattaki Felsefe söyleşileri online olarak katılımcılarla buluşmaya devam ediyor. 11. kez gerçekleşecek olan söyleşi, 23 Mart Çarşamba saat 19:30’da.
görünen & Görünmeyen’de Metin Sarfati ve ekonomist Seda Yalçınkaya, nükleer savaş ve barış kavramlarını felsefi açıdan ele alarak dünyayı bekleyen riskleri tartıştı.
Kriz içselleştirilememiş devinimlerin, dengelenememiş güçlerin nihayet patlaması değil midir? Bu haliyle kriz bastırılamayanın görünür olmasına, şiddetin belirginleşmesine denk düşecektir. Toplumsalın temel unsuru olarak da ekonomik düzeydeki kriz, iktisadın içselleştiremediği şiddetin zirvedeki görüntüsünü verecektir. Kriz, bu durumda şiddet üreten kötü, iktisadın bizzat ve kaçınılmaz bir şekilde kendi ürettiği mi olacaktır?