Category

FELSEFE

Category

Özgürlük yanılsamasının içinde yaşandığına kuşku yoktur bugün. La Boétie’nin gönüllü köleliği1, içinde yaşadığımız dönem için yazılmıştır sanki. “İnsanlar genel olarak öylesine cahildirler ki, yaşadıkları esaret, onlara özgürlük olarak sunulduğunda tereddütsüz kabul ederler” diyecektir Spinoza da.

Filozof yatağından kalktı, kıvırcık kömür karası perçemlerinin ardından dünyaya baktı. Tabiat, işte her zamanki düzeni içinde onu bekliyordu sanki. Albatrosu gördü, aydınlandı yüzü. Yalnız olmadığını düşündü.

Viyana beyaz bir örtü altındaydı. Dokunulmamıştı karlara henüz. En küçük bir postal izi bozmuyordu gök üzerinden yumuşakça süzülen kristal tanelerinin sükûnetini. Faşist çetelerin sokak savaşlarının, imparatorluğun başkentine nefret ve korku tohumlarını ekmelerine henüz vardı. 

Freud muhtemelen Spinoza’ya mektubuna devam ederek kendi alanındaki çalışmalarından söz açacak ve buradaki bulgularının 300 yıllık bir zaman aralığında “Tractatus’la” nasıl örtüştüğünü anlatacaktır.

Özgürlük, ele alınacak problematiğe göre iki boyutta analiz edilebilecektir. Spinozyen kalıplar içinde ele alındığında “özgür şey”, “gerekli şey” ve “zorunlu şey”in tanımının yapılması önemli olacaktır.

Kahramanlar çağı tarihin inen perdesinin arkasında hızla sahneyi boşaltmaktadır; toplumsal-toplumcu büyük projeler gibi kendini zihinsel düzeyde var etme, gerçekleştirme, olsa olsa gülümsetecektir artık.

Toplumsalın egemenliğine başkaldırının dönemi yavaşça açıldığında eskiye dair tüm ideolojiler (özellikle toplumsal ağırlıklı olanlar) masa üstüne yatırılırken cazibesini de kaybedecektir.

Ülkesinden ayrılmak zorunda kalıp Avrupa’da sürgüne çıktığında ana kucağından koparılmış bir çocuğun çaresizliğini yüreğinin derinliklerinde hissedecekti Zweig.

Yahudi’si, Türk’ü, Rum’u vs. ile bu topraklarda yaşayanlara inanılmaz gelse de “her türlü sözün istisnasız söylenmesi gerektiği”ne ilişkin bir tez literatürde mevcuttur ve bu bir 19. yüzyıl düşünürüne aittir.

Kıran kırana tartışmaları vardır Arendt (Yahudi asıllı siyaset felsefecisi, 1906-1975) ile Gerşom Şolem’in (Yahudi asıllı tarihçi, 1897-1982) arasında. Siyaset felsefecisi ile tarihçinin arkadaşlıkları belli ki yol ayırımındadır.