Bilinç ve seçim, a priori özgür olan için mümkün olacaktır; seçmek özgür akla aittir çünkü. İyi ve kötü de ancak seçilebilir olduklarında iyi ve kötü olmayacaklar mıdır zaten.
Takvim yaprakları 1978’i gösteriyordu. Tarihin güçle yazılacağı tezinin sonuna kadar inançlısı bir başbakan “peygamberler ülkesinde” ismini ebedileştirmek isteyecekti; mümkün olamayacak olanı gerçekleştirmeye soyunacaktı
Özgürlük yanılsamasının içinde yaşandığına kuşku yoktur bugün. La Boétie’nin gönüllü köleliği1, içinde yaşadığımız dönem için yazılmıştır sanki. “İnsanlar genel olarak öylesine cahildirler ki, yaşadıkları esaret, onlara özgürlük olarak sunulduğunda tereddütsüz kabul ederler” diyecektir Spinoza da.
Filozof yatağından kalktı, kıvırcık kömür karası perçemlerinin ardından dünyaya baktı. Tabiat, işte her zamanki düzeni içinde onu bekliyordu sanki. Albatrosu gördü, aydınlandı yüzü. Yalnız olmadığını düşündü.
Viyana beyaz bir örtü altındaydı. Dokunulmamıştı karlara henüz. En küçük bir postal izi bozmuyordu gök üzerinden yumuşakça süzülen kristal tanelerinin sükûnetini. Faşist çetelerin sokak savaşlarının, imparatorluğun başkentine nefret ve korku tohumlarını ekmelerine henüz vardı.
Freud muhtemelen Spinoza’ya mektubuna devam ederek kendi alanındaki çalışmalarından söz açacak ve buradaki bulgularının 300 yıllık bir zaman aralığında “Tractatus’la” nasıl örtüştüğünü anlatacaktır.
“İnsanlar özgür olduklarını sanırlar” der Spinoza. Emindirler bundan. Her şey gibi bunu da çok iyi bildiklerinden kuşkuları yoktur. Gururludurlar bu nedenden dolayı.
Özgürlük, ele alınacak problematiğe göre iki boyutta analiz edilebilecektir. Spinozyen kalıplar içinde ele alındığında “özgür şey”, “gerekli şey” ve “zorunlu şey”in tanımının yapılması önemli olacaktır.
Kahramanlar çağı tarihin inen perdesinin arkasında hızla sahneyi boşaltmaktadır; toplumsal-toplumcu büyük projeler gibi kendini zihinsel düzeyde var etme, gerçekleştirme, olsa olsa gülümsetecektir artık.
Toplumsalın egemenliğine başkaldırının dönemi yavaşça açıldığında eskiye dair tüm ideolojiler (özellikle toplumsal ağırlıklı olanlar) masa üstüne yatırılırken cazibesini de kaybedecektir.