Kendini kaplan zanneden kediyi anımsatıyor insan; Descartes’ın üzerinden sanki bir Spinoza geçmemiş gibi. Tabiat, kendi dışında, istenildiğinde sömürülecek istenildiğinde denetim altına alınabilecek cansız bir kütle…

Kültürü olan tek varlık olduğunu düşünen insan, diğer yaratıkların birçoğunun soyunu devam ettiremeyecek durumda olmalarını umursamıyor bile. Kendisine göre maymunun, balinanın, kuşun, kültürü yoktur ve o bunları yok etme hakkına sahip olacaktır bu durumda.

Anti rasyonel olanın rasyonel olarak sunulduğu garip bir ruh hali içinde, sonsuz hazzı uğruna tabiatı yağmalayan insan, bugün de bilimi ile istediği anda, yok ettiğini yerine koyabileceğini sanıyor.

Hazzını denetim altına almadan, çıkarından vazgeçmeden “sürdürülebilir büyümenin” sürdürülebileceğinin hayalini kuruyor.

Bilim sonunda ona bunları vaat etmiyor mu?

Ve bilimsel olduğunu iddia ettiği “sürdürülebilir kalkınma”, “yeşil büyüme” gibi kavramlarla yakınlaşan yok oluşu görmezden gelmeyi tercih ediyor.


Bu türden bir büyüme ile kar, istihdam gibi temel kavramları ile var oluşunu biçimlendirmeye devam ediyor.

Hemen ve şimdi haz sağlamaya dönük kültürünün ve sisteminin nedenlerini irdelemek istemiyor.

Halbuki narsisizmin rasyonalitesini yoktur ve yok oluşa götürecektir.

Yok oluş tümden olduğunda Munch’un çığlığından başka bir şey kalmayacaktır.

• • • •

Neyse ki az sayıda da olsa çok temel bir noktaya dikkati çeken düşünceler ve protesto eylemleri batıda görülmeye başlandı. Londra’da, Paris’te göstericiler eylemleri ile büyük felakete dikkati çekmeye soyundular.

Jankélévitch’in “anlayacaksın ki, geleceğin kapıları kapanmış olduğunda bildiklerimiz ölmüş olacaktır” deyişinin algısına varılmadığında, rasyonaliteden bahsetmenin imkânsız olacağı varsayımından harekete geçmişe benziyorlar.

Eylemlerde dikkati çeken, iktisatın, hesaplanabilir olanın, karın dışına çıkılmasına dikkat çekme istekleri, gösterilerden dolayı ticari sektörün kaybının milyonlarca Euro’yu aşmasına tepkileri önceliğin iklimde olduğunun haykırılması olacak.

Ama ticaret ve kar savunusu önde geldiğinden tutuklanmaları kaçınılmaz hale gelecektir eylemcilerin.

• • • •

İnsan türü olmadan da yaşamayı bilen tabiat bu sırada sessizce ve gülümseyerek hükmünü yürütüyor. Salt hava kirliliğinin neden olduğu ölüm sayısı yılda 9 milyonu aşmakta.

Egemen iktisat kültürünün despotluğu korku yaratıyor
İnsan varlığının tek eylem nedeni anlık çıkarı ve hazzı mı?

André Gide’in “Ahlaksızlık”ındaki ve “Dünya Nimetleri”ndeki hüzün nefes aldırmıyor.

Yarınsızlığın ürpertisi tanımlanamaz bir ruh hali olarak kaplıyor her tarafı.

Jankélévitch düşüyor akla, “Olabilecekler olmadan” diyordu filozof.

Yorum Yazın