Tarihsel bir eksikliğin bunalımı – 3

Zenginleşme isteği üzerine …

33333 fotoğraf
Yeni zamanların en ayırt edici özelliklerinden biri olacaktır ‘sonsuz zenginleşme isteği’; yeri göğü kapsayacaktır özellikle yakın dönemlerde. Postmodern zamanlar diye de isimlendirilecektir bu zamanlar.

Aristo’dan İşaya’ya, oradan İsa’ya “ölçülü” olmaya davet çoktan unutulacaktır bu dönemde. Tutsaklık yeni bir biçim almıştır. Anders‘ in dediği gibi artık bu dönemin yeni diktatörleri olacaktır ve öncekilerden değişik olacaktır bunlar.

Kim bilir yeni diktatörler her hücremizi sessizce ele geçirip kendileri ortalıkta görünmeden mi yönetmeye soyunacaklardır bizi?

Hem de böylece özgür olduğunu sanmayacak mıdır birey? Kendisini kendisinin yönettiğini düşünüp mutlu olacaktır.

Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısından itibaren az bilimsel çalışma! yapılmayacaktır bu sanının inanç haline dönüşmesi için. Amaç gürültüsüzce bireyin tümüyle ele geçirilmesidir.

Kendine hayran, özgürlüğü salt ekonomik durumu ile elde edebileceğini sanan bu çağın büyülenmiş bireyi kendini kolayından teslim edecektir.

Çalışmak ama önce zenginleşmek efsunlu bir büyüdür bugün.

Denecektir ki insan bu isteği her zaman taşımıştır.
Halbuki insan içinde yaşadığı zaman dilimini ebedi sanma eğilimindedir, hep kendi zamanındaki gibi yaşanıldığını düşünecektir.

Unutulmaktadır ki sonsuz maddi zenginlik edinebilme imkânı teknik açıdan ancak modern zamanlarda mümkün olmuştur. Bu zamandan itibaren yer üzerinde maddi açıdan sonsuz bir var olabilme şekli düşünülmeye başlanabilmiştir ancak. Yeni iktisadi düzen bundan sonra belki insanın bilinmez derinliklerinde yatan bu büyülü isteği kışkırtacaktır. Zenginleşme isimli yeni tapınağın tanrısı ancak bundan sonra insanları kendine tutsak edecektir.

Modern zamanların başında yeni keşfedilen kıtanın (Amerika vs.) tozunu toprağını çuvallara doldurup görkemli armadasına taşıttıran güçlü İspanyol komutanı şaşkınlıkla izleyecektir Amerika’ lı yerlilerin şefi ve nihayet dayanamayıp soracaktır:” Bu kadar çamuru ne yapacaksınız? Hasta mısınız siz? “İspanyol komutan duracaktır nihayet. Bir taşın üstüne oturacaktır belki. Süslü miğferini çıkaracaktır. Kaşıyacaktır onu ve gözleriyle kim bilir hangi denizin derinliklerine yolculuğunu yaptıktan sonra şu sözcükler dökülecektir ağzından. Hepimiz adına çıkacaktır iki sözcüklü yanıt. Bütün yeni zamanlar adına çıkacaktır; “evet, hastayız”

Anlam üzerine

Anders, içinde yaşanılan dönemi, insanın tutsak edildiği bir dönem olarak niteler. Yeni ve kökten bir kölelik şeklidir bu. Anlık hazzın peşindeki insan başka bir var olma biçimi ile tanışmamış olduğundan bu tatmin duygusuna erişmek için her yolu deneyecektir. Bedeninin ve zihninin her hücresi bunun susuzluğu içindedirler ve bu susuzluk hiç dinecek gibi görünmemektedir ona. Istırap çekmektedir, haykırışları tapınakların kubbelerinden göğe yükselmektedir. Tapınağın tahtına kurulu olan ise bir çare üretmek bir yana sinsice zevk duymaktadır sanki bundan. Istırabı dindirmek bir yana körüklemektedir bile.

Akıl sanki Descartes ve Spinoza ile birlikte yok olup gitmiştir. Duygularının selinde tatmin arayan varlık onu her bulduğunu sandığında çaresiz akan sulara kaptıracaktır. Halbuki insan ancak bu arayışta anlamlandırmıştı yaşamını. Sel suları arasında yok olan aslında var olma biçimine yüklediği anlamdı.

Entelektüel üzerine

Orta çağdan beri ama özellikle modern zamanlarda tüccar zenginliğin üreticisi veya satıcısı olmuşsa, hemen yanı başında da (çoğunlukla karşısında) entelektüel olmuştur. Öyle ya, birisi “zaman satıcısı’’ ise diğeri “kelime veya düşünce satıcısıdır” Sattığı düşünce de genellikle eleştireldir. Ama yetmez; birisi zenginliği önce kendi adına, kendisi için isteyense entelektüel kelimeleri ile bozuklukları onarmaya çalışandır. Çabası önce kendisi için değil toplumun iyiliği içindir. Tüccar kendine ait olmayan zamanı satarken açıktır ki öncelikle “öteki” nin özgürlüğünü düşünmeyecektir. Erdemli olmayı veya onun örneğini topluma vermeyi de düşünmeyecektir. Entelektüel ise mutlaka bu ikisini düşünecektir. Bir toplum nasıl erdemli, zengin ve özgür olur sorularına yanıt arayacaktır. Sözcüklerle zihin ve gönüllere şekil vermeye çalışandır o.

Bu topraklar üzerinde zenginleşme, özgürleşme ve Yahudi entelektüel

Orta çağa kadar, örneğin Maimonides’e kadar entelektüelin satacağı bir kelime yoktu. Tanrıya ait olan kelam satılamazdı çünkü. Öncelikle bunun eleştirisinde ve sözcüklerinde doğacaktı modern entelektüel. Eleştirisi de her zaman otoriteyi kimi zaman da “zaman” satıcısı tüccarı ve zenginleşmeyi kapsayacaktı.
Bu topraklar üzerinde böyle bir gelişme yaşanmayacaktır. Üzerinde yaşayan Yahudi’ nin entelektüeli de öyle olunca “sözcük satmanın” anlam ve değerini bilemeyecektir. Gelişmenin sadece tüccarın “zaman satma” becerisinden ibaret olduğu düşünülecektir zaman.

Alman veya Fransız yahudisinin entelektüeli buralarda soluk almayınca erdem ve özgürleşmenin büyük anlamlarını halkına öğreten de kalmayacaktır.

Zenginleşmenin kendiliğinden erdemli olduğu ve özgürlük taşıyıcı olduğu sanılacaktır.

Anders’in dediği gibi yeni tür baskı rejimleri ne çok seveceklerdir bunu.
Marx sız, Troçki’siz, hatta Buber’siz yaşayan bu toprakların Yahudisi için tek mutluluk kaynağı aslında sığ bir antisemitizmi yansıtan “dünyanın da artık Yahudileştiği” deyişi olacaktır.
Neyse ki İsaac Deutcher ‘den Einstein‘a kadar tüm bir yüz akı entelektüel bu çirkin deyişi üretenlerin karşısında dimdik ayakta duracaktır.

En azından bu vurgulanabilseydi, buralı Yahudi’nin “sözcük satıcısı” tarafından.

Yazı 4. Bölümüyle devam edecektir.

 

 

18 Temmuz 2018 tarihli Şalom Gazetesi,  Köşe Yazısında yayımlanmıştır.

 

Hakkında

Metin Sarfati İstanbul’da doğdu. Toplumsal sorunlara ilk ilgisi okuduğu Galatasaray Lisesi’nde oluştu. İstanbul Üniversitesi “İktisat Fakültesi’nde” Yüksek Lisansını tamamladıktan sonra akademik yaşamına ara verdi. Daha sonra yine İstanbul Üniversitesi “İktisat Fakültesi’nde” Doktorasını tamamladı. Doçentlik ünvanını Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Fransızca Kamu Yönetimi bölümünde “İktisadi Düşünce Tarihi” alanında aldı. Aynı bölüme Profesör olarak atandı. Görev süresi boyunca Fransa’nın çeşitli Üniversitelerinde -burslu, burssuz- olarak bulundu, “davetli öğretim üyesi”, “professeur invité” olarak ders verdi. Disiplinler arası bir yaklaşım: Fiziki gerçeklik gibi insan ve topluma ait realite de son derece komplekstir. Tek bir disiplinin boyutları içinde kavranabilmesi çok güç, hatta imkansızdır. Yazar buradan hareketle merceği altına alacağı insan ve toplumu multi-disipliner bir yaklaşımla irdeleyecektir. İktisadi düşünce tarihi ona bu konuda aradığı araçları verecektir. Bu anlamda kendini iktisatçı olmaktan çok ekonomi politikçi olarak niteleyecektir. Bu tercih onun çalışmalarını Leon Walras’ın “saf bir bilim olarak iktisat” tanımının ötesinde geniş bir alanda yürütmesine imkân sağlayacaktır. Ekonomi politik tanımı itibariyle kompleks olanı, realiteyi öncelikle felsefenin ve hemen ardından tarihten psikolojiye oradan estetiğe çeşitli disiplinlerin katkısı ile aramasına imkân sağlayacaktır. Ama tabii ki asıl çıkış noktası insan bilimlerinin ilk yoğurulduğu alan olan edebiyat olacaktır. Edebiyata ve tarihe bakmak toplum bilimciye hem sonsuz bir hazine sağlayacak hem de onu donmuşluğun ve dogmacılığın kolaylığından kurtaracaktır. Yayımlanmış Eserleri Kitaplar • Uygarlığın Bunalımı: Psikanalizin ve İktisadın Kavşağında Bir Analiz Denemesi (2014) • Ekonomi Politiğin İnsanı Kim’dir? (2010) Ortak Kitaplar • Liberalizmi Yeniden Düşünmek (2016) • İktisat Sadece İktisat Değildir (2015) • Edebiyattaki İktisat (2014) • İktisatta Bir Hayalet: Karl Marx (2012) • İktisatta Yeni Yaklaşımlar (2011) • “Darwin ve Evrimsel İktisat Sempozyumu” (2011) • Görünmez Adam Smith (2010) • Tarabya Çalışmaları (2009) Ortak İngilizce Kitap • The Science And Education At The Beginning Of The 21st Century In Turkey, Volume 3 (2013) Türkçe Makalelerden Bazıları • Bir “Kentin ve Bilgesinin” Bugüne Dersleri (2017) • Nihilizmin Dönüşümü mü? III (2016) • Nihilizmin Dönüşümü mü? II (2016) • Nihilizmin Dönüşümü mü? I (2016) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…III (2016) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…II (2015) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…I (2015) • Savaş-Terör-Şiddet-Yalnız İnsan ve Ötesi (2015) • İstekten Arzuya veya Arzunun Kıskacında (2015) • Bir Ütopya Olarak İktisatta Çoğulculuk veya “Ekonomi ve Toplum” (2015) • Rousseau’nun Ütopyası (2015) • Zenginlik, Lüks ve Erdem Üzerine (2015) • Bir Fobinin Düşündürdükleri (2014) • Etiksiz Kalmış İktisat Şiddet Üretiyor mu? (2014) • Haziran-Temmuz’un Anımsattıkları veya Romantizmin Hüznü (2014) • Siyasetin Gerçeği-Etiğin Ütopyası (2014) • Smithyen Liberalizmden Hayekyen Neoliberalizme veya İnsanlık Durumu (2014) • “Eros Thanatos’a mı Koşuyor?” (2014) • Rousseau’da Kötünün ve Ekonomi Politiğin Anlamı (2013) • Eros-Thanatos Sarmalındaki Uygarlık veya Freud’la Keynes’in Yanılgısı (2013) • Anın, Şiddetin ve Hızın Egemenliğindeki İnsan (2013) • İktisat, Şiddet ve Hız (2013) • Yeryüzünün İktidarı İnsana Devrolurken veya Ekonomi Politiğin Anlamı (2013) • İktisatın Dünyasında Ahlak Felsefesine Gerek Yok mu? (2013) • Disiplinler Üstü Bir İktisatçı, Yaşamını Yitirdi (2012) • “An” “Zamana” Karşı (2012) • “Hız’a ve Şiddete” Övgü! (2012) • Keynes “Temkine ve Tasarruflu” Davranışa Niye Karşıydı? (2012) • “İktisadın Gizemi, İktisadın Geleceği” (2012) • Marx, Marxizm ve “Yahudilik Sorunu” (2011) • Spinoza - Smith ve İktisat Teorisinin Kısa Bir Eleştirisi (2011) • Marjinalist Dönüşüm ve Bugünün Dünyası (2010) • Smith Darwin’i Etkilemiş midir? (2010) • Reel ile Sürreelin Kavşağında, Kriz (2010) • Krizin “Fırsatları” (2010) • Genelde “Felsefe-Ekonomi Politik”, Özelde “Estetik-Ekonomi Politik” Düzeylerinin Etkileşim ve Belirlenme Süreçleri (2010) • İktisat “Borçlu Uygarlık veya Maurice Allais” (2010) • Ekonomi Politiğin İnsanı Çıkardan mı İbarettir? (2009) • Hume – Smith Sürecinde Birey – Toplum Geçişliliği Sağlanabilmiş midir? (2009) • İktisadın Etiği (2009) • Ekonomi “Saf Bilime” Dönüştürülürken (2009) • Krizin Düşündürdükleri (2009) • Ekonomi Politiğin İnsanı Kim’dir? (2009) • Bu Kriz Kimin Krizi? (2009) • Görünmeyen El Metaforu (2008) • Klasikler, İktisat ve Ahlak (2007) • Üniversite ve İktisat Eğitimini Yeniden Düşünmek (2007) • Zor Bir Beraberlik : Rasyonalite ve Demokrasi (2007) • Smith’te Bütünlük Sorunu (2007) • İktisadi Düşünceler Tarihinin Önemi (2007) • Rasyonalite ve Neoklasik Kuram (2005) • Rasyonalite-Homo Economicus ve Klasikler (2004) • Tobin Vergisi (2003) • Finansın Liberalizasyonu (2003) • Büyüme Devam Edecek mi? (2003) • Ekonomi ve Savaş (2003) • Sürdürülebilir Bir Gelişme Mümkün mü? (2002) • Fransız Ekonomisinde Resesyon Sorunu (2001) • Latin Amerika’nın Gündemi: “Dolarizasyon” (2001) • İktisat “Bilimi” Üzerine Tartışma (2001) Fransızca Makalelerden Bazıları • L’influence de la “Pensee de List” sur la “Turquisation de l’économie” dans la Jeune Republique Turque (2014) • Spinoza – Smith et Une Critique de la Théorie Économiqué (2012) İngilizce Makalelerden Bazıları • Freudian Keynes : Spending Man and Spending State (Sevinç Orhan & Metin Sarfati 2015) • Marginalist Tranformation and Today’s World (2010) Denemelerden Bazıları • An Ebedileşirken Sanallaşan Gerçeklik veya Trump’ın Tweetleri (2017) • İktisadi Büyüme Neden İstenir? (2017) • Uzun Sürmüş Bir Yaz (2016) • Filler, Zebralar ve Ötesi (2016) • İklim Değişikliği Asya’nın Büyük Su Kaynağını Yok Ediyor (2015) • Fanatizm, Şiddet ve “Bernard Amca” ve Ötesi (2015) • Jaurés’i Niçin Öldürdüler? (2014) • Şiddet, Şiddet, Şiddet (2014) • Kristal Gecesi (Kristallnacht) veya Nefretin Oluşturulması (2013) • İş Aramıyor musunuz? (2013) • Zenginleşme - Özgürleşme Özdeşliği Yanılgısına Dair (2014) • “Gösteri Toplumu Yazarını Yitireli 19 Yıl Oldu” (2013) • Fukuşima veya Uygarlığın Bunalımı (2013) • Kim Demiş “Mutluluk Parayla Olmaz” Diye? (2013) • La Bruyére’den Molière’e İnsan Tabiatının, Smithyen Ekonomi Politikteki Yeri ve Anlamı Üzerine Bir Deneme (2012) • “Uyuşturucu Kullanma”manın Yararları Üzerine (2010) • Bu Kriz Kimin Krizi (2010)

Tüm Yazılar kategorisine gönderildi