Kutsal yeri ve göğü kapsarsa -3

En tehlikeli savaş aynı evin içindeki savaştır.

Zeus_HypsistosZeus Hypsistos

                            

Tek tanrılı din ve şiddet

Bu yazı dizisinin ilk bölümlerini okumayanlar için kısa bir hatırlatma yapmak gerekecek. Bu aynı zamanda makalede amaçlananın tekrar vurgulanması için yararlı olacaktır.

Kimi düşünürler tersini ileri sürseler de, yaygınlaşan ve giderek tehlikeli bir hale gelen günümüzdeki şiddetin anlaşılması serinkanlı bir bakışı, bu da kaçınılmaz olarak çıkar ve önyargılarla yüzleşmeyi gerektirecektir.

Buradan hareket edildiğinde, iktisadi nedenlerin yanında iki büyük kutsalın şiddetle ilişkisinin anlaşılması insanlığı hızla sürüklendiği geri dönüşü mümkün olmayacak yoldan alıkoyabilecek midir bilinmez ama sanıyoruz ki tüm umutsuzluğa rağmen bu denenebilecek biricik çare olarak görünmektedir.

Korkusuzca anlamaya çalışmak, eskinin yanlışlarından arınarak, yeniyi inşa etmenin ilk şartı değil midir?

Schmitt’ten yola çıkarak büyük ‘kutsallardan’ devletin her yeri kapsadığında, şiddetin çılgınlaşan zirvesinin, savaşın nedeni olacağı vurgusunu geçen yazılarda yapmıştık. Hemen ardından da diğer büyük kutsalın, dinin,sorgulamasını yapmaya girişmiş ve ancak metafizik düzeyde kavranabilecek olanın, aynen devlet gibi yeri göğü kapsayıp, Schmitt’in deyişi ile totalleştiğinde hangi yollarla şiddet üretebileceğini izlemeye soyunmuştuk.

Devletin varlık nedeninin savaş olacağı önermesinden sonra Schmitt‘ten ayrılıp diğer kutsalın, diğer gizin, dinin, şiddetle ilişkisini anlamaya yönelmeden, tekrar tekrar belirtilmesi gerekli olanın altının tekrar çizilmesi gerekecek önce: Dinin totalleşmesi ile anlatılmak istenen, onun yer üzerinden gök kubbeye kadar her tarafı kapsadığında, öte tarafın egemeni olmakla yetinmeyip bu tarafın da tek hükümranı olmaya soyunmasından başka bir şey değildir.

Kutsala, ruhların krallığından sonra yer üstünün de yönetiminin teslim edilmesidir.

Dinin hukuksal olanı da vaz etmesi, siyasallaşma istemidir kısaca.

Din – şiddet ilişkisinin analizi için yola çıkarken, tek tanrılı dinlerin ilki ve diğerlerine ilham vereni olarak Yahudilikten hareket edileceğini ifade ettiğimize göre öncelikle bu dindeki totalleşme sürecini anlamak gerekliliğinin de altını çizmiştik. Bu da bizi Yahudiliğin içindeki tarihsel muhafazakârlık-reformculuk geriliminin, çatışmalarının tahliline götürecektir. Görülecektir ki o zaman muhafazakârlar dinin totalleşmesini savunurken reformcular buna karşı duracaktır.

Şiddet de nerede ise tıpkı devlet -savaş ilişkisinde olduğu gibi dinin totalleşmesi aşamasında kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır.

 

Tek tanrılı Yahudilik, Pagan Helen kültürü ile karşılaştığında

İddia edilir ki Helenistik Yahudilik, Büyük İskender’in dünya egemenliği oluşturma ihtirasında Yahudilik ile karşılaşması sırasında ortaya çıkacaktır. İlginç ve parlak bir sentezdir belirecek olan. Fakat aynı zamanda Yahudilik, bugününü de belirleyen büyük kültürel ve siyasi kaoslarından birini yaşayacaktır bu dönemde.

Her ne kadar Maccabiler’in eylemi Yahudiliğin Helen kültürü üzerindeki zaferi olarak yorumlanacaksa da Helen Yahudiliği isminden de anlaşılacağı üzere kabul etmek gerekecek ki bu büyük kültür de Yahudiliği derinlemesine etkileyecek ve hatta yeniden yapılandıracaktır: Musa’nın döneminden itibaren var olan yapısal bir gerilim Helen etkileşimi ile yeniden yaşam bulacak ve büyüyecektir.

Musa’nın dinsel önderliğinin yanında halkını esaretten kurtaran ve yeni bir ülkeye doğru götüren kişi olduğu dikkate alındığında dinsel kimliğine siyasal kimliğinin eklendiği dikkatten kaçmayacaktır. Bu aşamada dinin siyasallaşması ve böylece yeryüzünden gök kubbeye her tarafı kapsaması ister istemez benden yana olan ve olmayanın, kardeş ve düşmanın ayırımını getirecektir.

Sina Dağının eteğinde Musa “Benden yana olanlar bu tarafa” derken din temelli yasanın, hukukun önünü açacaktı.

Bu, dinin artık siyasayı kapsaması demek olacaktır.

Tekrar etmek pahasına; tek tanrılı din birleştirici olurken ayırımcı da olacaktır böylece.

“Benden yana olanlar” giderek içe kapanıp tutuculaşacaklar ve diğerlerini ötekileştireceklerdir. Reformcular dinin Musa’dan itibaren siyaseti kapsamasının ve siyasallaşmasının neden olduğu muhafazakârlığı eleştirerek reform önereceklerdir. Dini reddetmek olmayacaktır amaçları onu öte tarafın tahtında taçlandırıp yüceltmek isteyeceklerdir.

Onlara göre Helen kültürü evrensel niteliği ile dünyaya açılmanın kokusunu ve tadını taşıyacaktır Yahudiliğe. Ve bu Yahudiler açık denizlerin tadını doldurmak isteyeceklerdir ciğerlerine; reformcular, evrenselciler, muhafazakârların tersine diğer halklardan ayrışmamayı önereceklerdir. Helenizm’le birlikte insanlık kültürüne, uygarlığına yelken açmayı hayal edeceklerdir. Hatta Tanrılarına Yunanca ismi ile yüce varlık anlamına Hypsistos ismini vereceklerdir. Diyeceklerdir ki: “Halklardan ayrıldığımızdan beri herkes bizden nefret ediyorHadi gelin herkesle birlik olalım yüce varlığı herkese taşıyalım.”

Helenistik Yahudiler Musa zamanındaki zorunluluğun artık bitmiş olduğunu düşünüyor olmalıydılar ki reform gerekli, gelin evrensel kültüre açılalım demeye getireceklerdi bundan dolayı.

 

Tekrar Maccabiler

Geçen yazıda söyledik; günümüz açısından ve taşıdığı önemden dolayı tekrar edelim. Maccabilerin savaşında muhtemelen dış düşmana karşı olduğu kadar Yahudiliğin içe dönük, yasayı kelime kelime uygulamak isteyen muhafazakârlarla, dışa açık evrenselci, diğer halklarla eşitlikçi olan reformcuların görüşlerinin çatışıyor olduğu tezi bu anlamda akla çok aykırı olmayacaktır.

***

Tartışmaya gelecek yazıda Ariste‘nin mektubu ve Flavius Joseph ile devam edeceğiz.

18 Aralık 2018’de Şalom Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Hakkında

Metin Sarfati İstanbul’da doğdu. Toplumsal sorunlara ilk ilgisi okuduğu Galatasaray Lisesi’nde oluştu. İstanbul Üniversitesi “İktisat Fakültesi’nde” Yüksek Lisansını tamamladıktan sonra akademik yaşamına ara verdi. Daha sonra yine İstanbul Üniversitesi “İktisat Fakültesi’nde” Doktorasını tamamladı. Doçentlik ünvanını Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Fransızca Kamu Yönetimi bölümünde “İktisadi Düşünce Tarihi” alanında aldı. Aynı bölüme Profesör olarak atandı. Görev süresi boyunca Fransa’nın çeşitli Üniversitelerinde -burslu, burssuz- olarak bulundu, “davetli öğretim üyesi”, “professeur invité” olarak ders verdi. Disiplinler arası bir yaklaşım: Fiziki gerçeklik gibi insan ve topluma ait realite de son derece komplekstir. Tek bir disiplinin boyutları içinde kavranabilmesi çok güç, hatta imkansızdır. Yazar buradan hareketle merceği altına alacağı insan ve toplumu multi-disipliner bir yaklaşımla irdeleyecektir. İktisadi düşünce tarihi ona bu konuda aradığı araçları verecektir. Bu anlamda kendini iktisatçı olmaktan çok ekonomi politikçi olarak niteleyecektir. Bu tercih onun çalışmalarını Leon Walras’ın “saf bir bilim olarak iktisat” tanımının ötesinde geniş bir alanda yürütmesine imkân sağlayacaktır. Ekonomi politik tanımı itibariyle kompleks olanı, realiteyi öncelikle felsefenin ve hemen ardından tarihten psikolojiye oradan estetiğe çeşitli disiplinlerin katkısı ile aramasına imkân sağlayacaktır. Ama tabii ki asıl çıkış noktası insan bilimlerinin ilk yoğurulduğu alan olan edebiyat olacaktır. Edebiyata ve tarihe bakmak toplum bilimciye hem sonsuz bir hazine sağlayacak hem de onu donmuşluğun ve dogmacılığın kolaylığından kurtaracaktır. Yayımlanmış Eserleri Kitaplar • Uygarlığın Bunalımı: Psikanalizin ve İktisadın Kavşağında Bir Analiz Denemesi (2014) • Ekonomi Politiğin İnsanı Kim’dir? (2010) Ortak Kitaplar • Liberalizmi Yeniden Düşünmek (2016) • İktisat Sadece İktisat Değildir (2015) • Edebiyattaki İktisat (2014) • İktisatta Bir Hayalet: Karl Marx (2012) • İktisatta Yeni Yaklaşımlar (2011) • “Darwin ve Evrimsel İktisat Sempozyumu” (2011) • Görünmez Adam Smith (2010) • Tarabya Çalışmaları (2009) Ortak İngilizce Kitap • The Science And Education At The Beginning Of The 21st Century In Turkey, Volume 3 (2013) Türkçe Makalelerden Bazıları • Bir “Kentin ve Bilgesinin” Bugüne Dersleri (2017) • Nihilizmin Dönüşümü mü? III (2016) • Nihilizmin Dönüşümü mü? II (2016) • Nihilizmin Dönüşümü mü? I (2016) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…III (2016) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…II (2015) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…I (2015) • Savaş-Terör-Şiddet-Yalnız İnsan ve Ötesi (2015) • İstekten Arzuya veya Arzunun Kıskacında (2015) • Bir Ütopya Olarak İktisatta Çoğulculuk veya “Ekonomi ve Toplum” (2015) • Rousseau’nun Ütopyası (2015) • Zenginlik, Lüks ve Erdem Üzerine (2015) • Bir Fobinin Düşündürdükleri (2014) • Etiksiz Kalmış İktisat Şiddet Üretiyor mu? (2014) • Haziran-Temmuz’un Anımsattıkları veya Romantizmin Hüznü (2014) • Siyasetin Gerçeği-Etiğin Ütopyası (2014) • Smithyen Liberalizmden Hayekyen Neoliberalizme veya İnsanlık Durumu (2014) • “Eros Thanatos’a mı Koşuyor?” (2014) • Rousseau’da Kötünün ve Ekonomi Politiğin Anlamı (2013) • Eros-Thanatos Sarmalındaki Uygarlık veya Freud’la Keynes’in Yanılgısı (2013) • Anın, Şiddetin ve Hızın Egemenliğindeki İnsan (2013) • İktisat, Şiddet ve Hız (2013) • Yeryüzünün İktidarı İnsana Devrolurken veya Ekonomi Politiğin Anlamı (2013) • İktisatın Dünyasında Ahlak Felsefesine Gerek Yok mu? (2013) • Disiplinler Üstü Bir İktisatçı, Yaşamını Yitirdi (2012) • “An” “Zamana” Karşı (2012) • “Hız’a ve Şiddete” Övgü! (2012) • Keynes “Temkine ve Tasarruflu” Davranışa Niye Karşıydı? (2012) • “İktisadın Gizemi, İktisadın Geleceği” (2012) • Marx, Marxizm ve “Yahudilik Sorunu” (2011) • Spinoza - Smith ve İktisat Teorisinin Kısa Bir Eleştirisi (2011) • Marjinalist Dönüşüm ve Bugünün Dünyası (2010) • Smith Darwin’i Etkilemiş midir? (2010) • Reel ile Sürreelin Kavşağında, Kriz (2010) • Krizin “Fırsatları” (2010) • Genelde “Felsefe-Ekonomi Politik”, Özelde “Estetik-Ekonomi Politik” Düzeylerinin Etkileşim ve Belirlenme Süreçleri (2010) • İktisat “Borçlu Uygarlık veya Maurice Allais” (2010) • Ekonomi Politiğin İnsanı Çıkardan mı İbarettir? (2009) • Hume – Smith Sürecinde Birey – Toplum Geçişliliği Sağlanabilmiş midir? (2009) • İktisadın Etiği (2009) • Ekonomi “Saf Bilime” Dönüştürülürken (2009) • Krizin Düşündürdükleri (2009) • Ekonomi Politiğin İnsanı Kim’dir? (2009) • Bu Kriz Kimin Krizi? (2009) • Görünmeyen El Metaforu (2008) • Klasikler, İktisat ve Ahlak (2007) • Üniversite ve İktisat Eğitimini Yeniden Düşünmek (2007) • Zor Bir Beraberlik : Rasyonalite ve Demokrasi (2007) • Smith’te Bütünlük Sorunu (2007) • İktisadi Düşünceler Tarihinin Önemi (2007) • Rasyonalite ve Neoklasik Kuram (2005) • Rasyonalite-Homo Economicus ve Klasikler (2004) • Tobin Vergisi (2003) • Finansın Liberalizasyonu (2003) • Büyüme Devam Edecek mi? (2003) • Ekonomi ve Savaş (2003) • Sürdürülebilir Bir Gelişme Mümkün mü? (2002) • Fransız Ekonomisinde Resesyon Sorunu (2001) • Latin Amerika’nın Gündemi: “Dolarizasyon” (2001) • İktisat “Bilimi” Üzerine Tartışma (2001) Fransızca Makalelerden Bazıları • L’influence de la “Pensee de List” sur la “Turquisation de l’économie” dans la Jeune Republique Turque (2014) • Spinoza – Smith et Une Critique de la Théorie Économiqué (2012) İngilizce Makalelerden Bazıları • Freudian Keynes : Spending Man and Spending State (Sevinç Orhan & Metin Sarfati 2015) • Marginalist Tranformation and Today’s World (2010) Denemelerden Bazıları • An Ebedileşirken Sanallaşan Gerçeklik veya Trump’ın Tweetleri (2017) • İktisadi Büyüme Neden İstenir? (2017) • Uzun Sürmüş Bir Yaz (2016) • Filler, Zebralar ve Ötesi (2016) • İklim Değişikliği Asya’nın Büyük Su Kaynağını Yok Ediyor (2015) • Fanatizm, Şiddet ve “Bernard Amca” ve Ötesi (2015) • Jaurés’i Niçin Öldürdüler? (2014) • Şiddet, Şiddet, Şiddet (2014) • Kristal Gecesi (Kristallnacht) veya Nefretin Oluşturulması (2013) • İş Aramıyor musunuz? (2013) • Zenginleşme - Özgürleşme Özdeşliği Yanılgısına Dair (2014) • “Gösteri Toplumu Yazarını Yitireli 19 Yıl Oldu” (2013) • Fukuşima veya Uygarlığın Bunalımı (2013) • Kim Demiş “Mutluluk Parayla Olmaz” Diye? (2013) • La Bruyére’den Molière’e İnsan Tabiatının, Smithyen Ekonomi Politikteki Yeri ve Anlamı Üzerine Bir Deneme (2012) • “Uyuşturucu Kullanma”manın Yararları Üzerine (2010) • Bu Kriz Kimin Krizi (2010)

Tüm Yazılar kategorisine gönderildi