Kutsal, yeri ve göğü kapsarsa -1

martin-heidegger

Büyük trajedi sahneye konarken…

Zweig ‘Dünün Dünyasında’ 20. yüzyılın ufukta görünmesini anlatırken annesini babasını şuna benzer sözlerle eleştirecektir: “Viyana’nın lüks salonlarında vals yapıp neşe içinde kahkaha atarken, yaklaşan kara bulutların nasıl olur da hiç farkına varmamıştınız?”

Gerçekten de 20. yüzyılın başında Viyana’dan görünen dünya, Kant’ın ‘ebedi barışının’ renklerine bürünmüştür sanki. Hâlbuki gökyüzü aynı anda beyazımsı mavisinin ardında, kurşuni bulutları biriktirmeye başlamıştı bile. İnsanlığın tanık olacağı en trajik yüzyıla hazırlanılıyordu aslında ve değil Zweig’ın annesi, babası, kimse farkında olmayacaktı gök kubbenin korkunç bir gürültüyle yeryüzünün başına yıkılacağını.

Halbuki ne de umut vaat ediyordu her şey; liberalizm sınırlarını genişletirken mal alışverişi herkesin refahını arttıracak, ilerleyen teknoloji insan yaşamını kolaylaştırıp çilesini azaltacaktı. Artan üretimin ve ticaretin refahı arttırması sükûnet ortamını vazgeçilmez hale getirecek, rasyonel insan bunu gördüğünde gökkuşağının renklerine bürünmüş barış nihayet tüm ulusları kapsayacaktı. Dinler dahi artık farklılıklarını değil, benzerliklerini ortaya çıkartıp bu gelişmeye katkıda bulunacaklardı.

Ama iki büyük savaşlı, iktisadi krizli, soykırımlı, atom bombalı, Hobsbawn’ın deyişi ile “en kısa yüzyılın” trajedisi için sahne tüm hazırlıklarını tamamlıyordu.

21. yüzyıl neye gebe?

Ve nihayet bugün alınan derslerle yeni trajediler önlenebilecek mi, yoksa Zweig uzaklarda bir yerlerde, sonuna kadar küskün, umutsuz, yaşamına boşuna mı son vermiş olacaktır kendi eliyle.

İyimserlerin tutumu, 19. yüzyıl Viyana’sının kristal kadehli çınlamalarının eşliğinde kahkahaların atıldığı salonları hatırlatıyorlar bugün uzaktan, uzağa. Genel savaşsız bir dönem, teknolojinin gelişmesi, açlığın azalması, vs. onlara göre bunun yeterli kanıtları.

Hâlbuki ilk bakışta öyle dursa da biraz daha dikkatli bakıldığında dünyanın görüntüsü bugün uzaktan Munch’ın ‘çığlığını’ hatırlatacaktır: Daha önce sahnede olan az sayıdaki ulusal aktör yerini sonsuz sayıda etnik gruba bırakmış, hepsi bağımsızlığının peşinde karşı tarafı düşman bellemiştir.

Öte yandan modern zamanların başında artık yer üzerinden el çektirildiği düşünülen kutsal da sanki geri dönmüştür. Din bugün hâlâ kitleleri eyleme geçirebilen, toplumsal yapıyı oluşturabilen, bireyin kendini tanımlamasında, var etmesinde azımsanmayacak bir yere sahiptir. Ve eskilerde kaldığı sanılan kutsal adına şiddet nerede ise meşruiyet (en azından bazı çevrelerde) kazanmıştır. Böylece kutsala ait olan kardeşlerim ve düşmanlarım ayırımı 21. yüzyılda olanca gücü ile kendini sürdürmeye devam edecek gibi görünmektedir.

Gök kubbenin tekrar ağır ağır kurşunileşmesi, en sağır kulaklar tarafından bile duyulabilecek uzaklardaki gümbürdemeler, tabii ki sadece işaret edilen nedenlerin sonuçları değildir. Tabiatın ağır krizi, iktisadi bunalım bugün tehlike çanlarının sesini en kuytu köşelere taşımaktadırlar. Bununla birlikte bu yazı dizisinde amaçlanan, diğer nedenleri geçici bir zaman için bir yana bırakıp ufkun yine kararmasında devletle, dinin sorumluluklarını görmek ve ikisinin de çatışma yaratıcı potansiyellerini tartışmaya açmak olacaktır. Nihayet, genel olarak kutsal adına şiddetin nereden kaynaklandığına göz atarken özellikle Yahudiliğin dininin de böyle bir unsuru içerip içermediği sorgulanacaktır.

Din bugün hâlâ en çok kadim topraklarda etkindir. Bu nedenle Ortadoğu’nun siyasi ama aynı zamanda kültürel bunalımı eş anlı olarak bütün bir batı uygarlığının bunalımı olacaktır. Bu medeniyetin temellerinin Yahudi-Hıristiyan kültürü tarafından atıldığı bilindiğinde bunda şaşıracak bir şey olmayacaktır.

İyimserler aynı fikirde olmazlarsa da gökyüzü gittikçe kararmaktadır. Zweig’ın dikkati çektiği gibi 30’lu yılların renkleri her tarafı yine aynı tona boyamaktadır. Jankélévitch’in uyardığı gibi “olabilecekler olmadan”, her düzeyde yoğunlaşan muhafazakârlık tüm ruhları teslim almadan acil eylem planı hazırlamak gerekecektir.

schmitt

Devlet her yeri kapsarsa

Tezlerini doğrulamak için asla değil ama amacımıza varmamızı kolaylaştıracağı için Carl Schmitt’ten yola çıkmak gerekecek. İktidar, Schmitt’e göre birleştiren ve ayırandır. İnsanları arkadaş ve düşman halinde gruplamanın, toplamanın ve ayırmanın kriterlerinin oluşturandır. İktidar, arkadaşkardeş olanlar ve düşman olanlar şeklinde safladıklarını ancak bu sayede savaşa – ölmeye gönderebilecektir. Öyle ise devlet önce birleştiren ve tüm ayrılıkları yok edendir. Schmitt’in deyişiyle total olandır. Her şeyi kapsayandır. Burada özerk olan hiçbir alan olmayacaktır. Bilim, sanat, spor hiçbir şey özerk olmayacaktır. Her şey toplam içindir. Devlet hem toplamın içini belirleyendir, hem de kimin kardeş, kimin düşman sayılacağını söyleyendir. Öyle ise bir tek birleştirici değil aynı zamanda ayırt edici olandır. Birleştirdiğini, başkasından ayırandır. Başkası, düşman olandır. Bu durumda, özellikle bir kriz sırasında devlet savaş ilan edendir. İnsan toplulukları arasında yaptığı ayırım bunu meşru hale getirecektir. Devlet öyle ise savaş için var olandır. Yaşama nedeni nerede ise budur.

Bu kısa açıklamadan sonra söylenmek istenecek olanlar nerede ise ortaya çıkmıştır. Zweig’ın gelmekte olanı niye anlamamıştınız dediği bu olacaktı. Nazi iktidarının ve toplamın savaşı hazırlanıyordu. İktidar her yeri kapsayan devletle birlikte kavgayı, çatışmayı, savaşı hazırlayacaktı. Arkadaş grupları, arkadaş olmayanlarla düşman olmalıydı. Her şeye hakim olanın mantığında başka türlüsü olamazdı. İktidar eğer her şeye egemen olacaksa savaş ve şiddet kaçınılmaz olacaktır.

Dünyanın görüntüsü buna denk düşmüyor mu bugün?

Ama buradan asıl gidilmek istenen yere, analizin ikinci aşamasına varılacaktır.

Şiddet unsurunu içinde barındırıyorsa eğer din, aynı analiz ona da uygulanabilecek mi? Özellikle Yahudiliğin bir yorumuna, fanatik bir algısına uyarlanabilecek mi?

Soru ve sorun bütün ağırlığı ile gündemdedir.

Tartışmaya devam edeceğiz.

devam edecek

17 Ekim 2018’de Şalom gazetesi’nde yayımlanmıştır.

 

Hakkında

Metin Sarfati İstanbul’da doğdu. Toplumsal sorunlara ilk ilgisi okuduğu Galatasaray Lisesi’nde oluştu. İstanbul Üniversitesi “İktisat Fakültesi’nde” Yüksek Lisansını tamamladıktan sonra akademik yaşamına ara verdi. Daha sonra yine İstanbul Üniversitesi “İktisat Fakültesi’nde” Doktorasını tamamladı. Doçentlik ünvanını Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Fransızca Kamu Yönetimi bölümünde “İktisadi Düşünce Tarihi” alanında aldı. Aynı bölüme Profesör olarak atandı. Görev süresi boyunca Fransa’nın çeşitli Üniversitelerinde -burslu, burssuz- olarak bulundu, “davetli öğretim üyesi”, “professeur invité” olarak ders verdi. Disiplinler arası bir yaklaşım: Fiziki gerçeklik gibi insan ve topluma ait realite de son derece komplekstir. Tek bir disiplinin boyutları içinde kavranabilmesi çok güç, hatta imkansızdır. Yazar buradan hareketle merceği altına alacağı insan ve toplumu multi-disipliner bir yaklaşımla irdeleyecektir. İktisadi düşünce tarihi ona bu konuda aradığı araçları verecektir. Bu anlamda kendini iktisatçı olmaktan çok ekonomi politikçi olarak niteleyecektir. Bu tercih onun çalışmalarını Leon Walras’ın “saf bir bilim olarak iktisat” tanımının ötesinde geniş bir alanda yürütmesine imkân sağlayacaktır. Ekonomi politik tanımı itibariyle kompleks olanı, realiteyi öncelikle felsefenin ve hemen ardından tarihten psikolojiye oradan estetiğe çeşitli disiplinlerin katkısı ile aramasına imkân sağlayacaktır. Ama tabii ki asıl çıkış noktası insan bilimlerinin ilk yoğurulduğu alan olan edebiyat olacaktır. Edebiyata ve tarihe bakmak toplum bilimciye hem sonsuz bir hazine sağlayacak hem de onu donmuşluğun ve dogmacılığın kolaylığından kurtaracaktır. Yayımlanmış Eserleri Kitaplar • Uygarlığın Bunalımı: Psikanalizin ve İktisadın Kavşağında Bir Analiz Denemesi (2014) • Ekonomi Politiğin İnsanı Kim’dir? (2010) Ortak Kitaplar • Liberalizmi Yeniden Düşünmek (2016) • İktisat Sadece İktisat Değildir (2015) • Edebiyattaki İktisat (2014) • İktisatta Bir Hayalet: Karl Marx (2012) • İktisatta Yeni Yaklaşımlar (2011) • “Darwin ve Evrimsel İktisat Sempozyumu” (2011) • Görünmez Adam Smith (2010) • Tarabya Çalışmaları (2009) Ortak İngilizce Kitap • The Science And Education At The Beginning Of The 21st Century In Turkey, Volume 3 (2013) Türkçe Makalelerden Bazıları • Bir “Kentin ve Bilgesinin” Bugüne Dersleri (2017) • Nihilizmin Dönüşümü mü? III (2016) • Nihilizmin Dönüşümü mü? II (2016) • Nihilizmin Dönüşümü mü? I (2016) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…III (2016) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…II (2015) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…I (2015) • Savaş-Terör-Şiddet-Yalnız İnsan ve Ötesi (2015) • İstekten Arzuya veya Arzunun Kıskacında (2015) • Bir Ütopya Olarak İktisatta Çoğulculuk veya “Ekonomi ve Toplum” (2015) • Rousseau’nun Ütopyası (2015) • Zenginlik, Lüks ve Erdem Üzerine (2015) • Bir Fobinin Düşündürdükleri (2014) • Etiksiz Kalmış İktisat Şiddet Üretiyor mu? (2014) • Haziran-Temmuz’un Anımsattıkları veya Romantizmin Hüznü (2014) • Siyasetin Gerçeği-Etiğin Ütopyası (2014) • Smithyen Liberalizmden Hayekyen Neoliberalizme veya İnsanlık Durumu (2014) • “Eros Thanatos’a mı Koşuyor?” (2014) • Rousseau’da Kötünün ve Ekonomi Politiğin Anlamı (2013) • Eros-Thanatos Sarmalındaki Uygarlık veya Freud’la Keynes’in Yanılgısı (2013) • Anın, Şiddetin ve Hızın Egemenliğindeki İnsan (2013) • İktisat, Şiddet ve Hız (2013) • Yeryüzünün İktidarı İnsana Devrolurken veya Ekonomi Politiğin Anlamı (2013) • İktisatın Dünyasında Ahlak Felsefesine Gerek Yok mu? (2013) • Disiplinler Üstü Bir İktisatçı, Yaşamını Yitirdi (2012) • “An” “Zamana” Karşı (2012) • “Hız’a ve Şiddete” Övgü! (2012) • Keynes “Temkine ve Tasarruflu” Davranışa Niye Karşıydı? (2012) • “İktisadın Gizemi, İktisadın Geleceği” (2012) • Marx, Marxizm ve “Yahudilik Sorunu” (2011) • Spinoza - Smith ve İktisat Teorisinin Kısa Bir Eleştirisi (2011) • Marjinalist Dönüşüm ve Bugünün Dünyası (2010) • Smith Darwin’i Etkilemiş midir? (2010) • Reel ile Sürreelin Kavşağında, Kriz (2010) • Krizin “Fırsatları” (2010) • Genelde “Felsefe-Ekonomi Politik”, Özelde “Estetik-Ekonomi Politik” Düzeylerinin Etkileşim ve Belirlenme Süreçleri (2010) • İktisat “Borçlu Uygarlık veya Maurice Allais” (2010) • Ekonomi Politiğin İnsanı Çıkardan mı İbarettir? (2009) • Hume – Smith Sürecinde Birey – Toplum Geçişliliği Sağlanabilmiş midir? (2009) • İktisadın Etiği (2009) • Ekonomi “Saf Bilime” Dönüştürülürken (2009) • Krizin Düşündürdükleri (2009) • Ekonomi Politiğin İnsanı Kim’dir? (2009) • Bu Kriz Kimin Krizi? (2009) • Görünmeyen El Metaforu (2008) • Klasikler, İktisat ve Ahlak (2007) • Üniversite ve İktisat Eğitimini Yeniden Düşünmek (2007) • Zor Bir Beraberlik : Rasyonalite ve Demokrasi (2007) • Smith’te Bütünlük Sorunu (2007) • İktisadi Düşünceler Tarihinin Önemi (2007) • Rasyonalite ve Neoklasik Kuram (2005) • Rasyonalite-Homo Economicus ve Klasikler (2004) • Tobin Vergisi (2003) • Finansın Liberalizasyonu (2003) • Büyüme Devam Edecek mi? (2003) • Ekonomi ve Savaş (2003) • Sürdürülebilir Bir Gelişme Mümkün mü? (2002) • Fransız Ekonomisinde Resesyon Sorunu (2001) • Latin Amerika’nın Gündemi: “Dolarizasyon” (2001) • İktisat “Bilimi” Üzerine Tartışma (2001) Fransızca Makalelerden Bazıları • L’influence de la “Pensee de List” sur la “Turquisation de l’économie” dans la Jeune Republique Turque (2014) • Spinoza – Smith et Une Critique de la Théorie Économiqué (2012) İngilizce Makalelerden Bazıları • Freudian Keynes : Spending Man and Spending State (Sevinç Orhan & Metin Sarfati 2015) • Marginalist Tranformation and Today’s World (2010) Denemelerden Bazıları • An Ebedileşirken Sanallaşan Gerçeklik veya Trump’ın Tweetleri (2017) • İktisadi Büyüme Neden İstenir? (2017) • Uzun Sürmüş Bir Yaz (2016) • Filler, Zebralar ve Ötesi (2016) • İklim Değişikliği Asya’nın Büyük Su Kaynağını Yok Ediyor (2015) • Fanatizm, Şiddet ve “Bernard Amca” ve Ötesi (2015) • Jaurés’i Niçin Öldürdüler? (2014) • Şiddet, Şiddet, Şiddet (2014) • Kristal Gecesi (Kristallnacht) veya Nefretin Oluşturulması (2013) • İş Aramıyor musunuz? (2013) • Zenginleşme - Özgürleşme Özdeşliği Yanılgısına Dair (2014) • “Gösteri Toplumu Yazarını Yitireli 19 Yıl Oldu” (2013) • Fukuşima veya Uygarlığın Bunalımı (2013) • Kim Demiş “Mutluluk Parayla Olmaz” Diye? (2013) • La Bruyére’den Molière’e İnsan Tabiatının, Smithyen Ekonomi Politikteki Yeri ve Anlamı Üzerine Bir Deneme (2012) • “Uyuşturucu Kullanma”manın Yararları Üzerine (2010) • Bu Kriz Kimin Krizi (2010)

Tüm Yazılar kategorisine gönderildi