Kutsal yeri ve göğü kapsadığında IV

Helenistik_yahudilik

Helenistik Yahudilik

Ariste nin mektubu

Geçen yazıda kalınan yerden devam ediyoruz.

Büyük Helen kültürü ile karşılaşma Yahudilikte aslında İbrahim’den beri var olan temel bir çatlamayı tekrar gündeme getirecektir. Reformcularla, köktenciler (fondamantalistler) tekrar karşı karşıya geleceklerdir.

Ariste mektubu ile Yahudiliğin dinindeki büyük kırılmaya ve yol ayırımına tanıklık edecektir. Bununla da kalmayacak günümüzün dinsel köktenciliğinin anlaşılması için de ciddi ipuçları verecektir.

Mektubun, İsa’nın dinde büyük reform talebine çok az bir süre kalmış iken yazılmış olması da ayrıca düşündürücüdür.

Mektup aslında anonimdir. Ariste ismi büyük Yahudi Tarihçi Flavius Joseph tarafından verilmiş takma bir isimdir. Muhtemelen rahatça yazabilmek için Ariste kendini dönemin bir Yunanlısı olarak tanıtacak ve kardeşi Philocrate‘a  düşüncelerini bu mektup ile iletecektir.

Mektup, insanlığın yüz akı Büyük İskenderiye kütüphanesinin kurucusu Demetrios’un, kral Ptoleme’den burada ki raflarda yer almak üzere kutsal Yahudi metinlerinin tercümesini istemesine tanıklık edecektir.  Öncelikle bunu tarihe not düşmeyi amaçlayacaktır. Yazılandan anlıyoruz ki Yahudi toplumunda bu  son derece yoğun tartışmalara yol açacaktır.  Sonuçta, Elyazar’ın sorumluluğunda hem Helen kültürüne hem de kutsal metinlere hakim 72 kişilik bir komite yoğun çalışmalar ile 72 günde tercümeyi sonlandıracak ve ortaya “Yunan Torası” olarak adlandırılacak bir tercüme çıkacaktır.

Konu bir çok açıdan önemli olsa da bizi ilgilendiren son derece önemli iki noktaya dikkati çekmek isteyeceğiz.

Ariste’nin değerlendirilmesinden önce uygarlık tarihi açısından çok önemli olan bu gelişmenin Talmud’da ele alınma şeklini vermek gerekecektir. Şöyle yazılacaktır burada: “Korkunç bir olay olacaktır İsrael için bu tercüme. Ağır bir günah ve suç işlenmiştir. Musa’nın dönemindeki “altın buzağı” günahından az olmayacaktır bu günah. Çünkü kutsal metin hiçbir zaman tam anlamıyla çevrilemeyecektir. Bu işe kalkışmak dahi günahtır.”

Bu cümlelerin yorumlanmasına geçmeden, bu kez Ariste’nin aslında biraz fazla uzun olan mektubundan birkaç satır aktarmak gerekecektir. Radikalizmin ve köktenci bir din anlayışının savunuculuğunu yapacağı mektubunda şöyle yazacaktır Ariste:

”Tanrı Yunan’lıya yasasını verirken sana da krallığını verdi”

Ekleyecektir Ariste; “Bizim yasamızı yapan ise güçlü tanrımızdır. O, ruh ve beden saflığımızı bozacak yabancılardan bizi korumak için etrafımızı demirden duvarlarla ördü. Hatta saf ve bize ait bir beslenme şekli emretti. Ta ki “yabancılardan ayırt edilelim

Antiochus’un katliamına da İsa’ya da henüz vardır. Reformcu Yahudilik dünyaya Helen kültürü ile birleşerek açılmayı, Tanrısının krallığını Heleni ve bütün insanlığı da içine alan bir yaklaşım ile Kudüs’e tekrar taşımayı isterken, kutsalın fondamantalist yorumcuları ayırımcı “excluviste” bir yaklaşım içinde olacaklardır görüldüğü gibi; Tanrı bizi ayırmıştır diyeceklerdir.

Ariste’nin satırlarına, ayrılmış olmanın, yalnız kalmanın patolojik sevinci sinmiştir.

iskenderiye_kütüphanesi

İskenderiye Kütüphanesi

Ariste’den Talmud’a

Atık Ariste’de ve Talmud’daki ortak yaklaşımı vurgulayabiliriz.

Kıskanç diye niteledikleri tanrıya öykünüp kıskanç olmayı, diğerlerinden ayrı ve üstün olmayı savunacaklardır ve savunmalıdırlar köktenci Yahudiler. Talmud da durmayacak, görüldüğü gibi korkunç bir hata olarak niteleyecektir tercümeyi. Köktenci muhafazakarlar yalnızlıklarından övgü ile bahsedecekler ve bir gizli sevinç duyacaklardır.

Halbuki Ptoleme saygı ile eğilip başının üstüne koyacaktır Tanrı kelamı olarak nitelediği Tora’nın kutsal tercümesini.

Diğer iki tek tanrılı dine henüz vardır. Ama kuşkusuz çocuklar büyükleri taklit edeceklerdir. Doğurgan analarının (Yahudiliğin) çelişki ve kavgalarını, onlar da benimseyeceklerdir. Kıskançlığın ve ayırımın erdem olduğunu savunacaklardır.

Üç tek tanrılı din kendi köktenciliğini yazmaya koyulabileceklerdir artık.

Köktenci dincilik kaçınılmaz olarak ebedi hakikatin sadece kendine ait olduğu kuruntusunda değil midir her zaman?

Kıskandığını kimse ile paylaşmamak, kendinin dışında geri kalanı ötekileştirmek, Yahudiliğin “Goy”u ile başlayacak, Hristiyanlığin “vahşi- putperest” ayırımı ile devam edecek ve nihayet  İslamın “Al İslam ve Dar-ül Harb”ı ile devam edecektir.

Kutsal bizden yana olan ve olmayanı kurumsallaştıracaktır artık. Yetmeyecek değerli hale getirecektir ayrımı.

 

Sonuç

Eski Yunanın aklının dönüşü için nerede ise iki bin yıl beklemek gerekecektir. Descartes ve Spinoza nın aklın büyütecini kutsalın üzerine tutması gerekecektir.

Spinoza canını zor kurtaracaktır köktencilerin elinden. Tüm çabası akılla kutsalın birbirinin içinde var olduğunu kanıtlamaktı halbuki. İç içe olduklarını, bir bütün olduklarını anlatmaktı.

Hakikatin ancak bir arayış olabileceğini ve yolunun da aklın yolu olduğunu yazmaktı.

Radikalist içe kapanışın hakikatin kavranmasına ancak engel olabileceğini görmüş olmalıydı.

Kıskanan, hakikatin kavranmasına engel olacaktır. Salt kendine ait olduğunu ileri sürdüğü hakikatin, öyle olmayabileceği anlaşıldığında da şiddete başvurması kaçınılmaz olacaktır.

Şiddet de bu kez hakikati tümden karartmayacak mıdır?

 

  • Konuyu tartışmaya devam edeceğiz.

 

iskenderiye_kütüphanesi1

İskenderiye Kütüphanesi

 

Bu yazı 16 Ocak 2019 tarihinde Şalom Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Hakkında

Metin Sarfati İstanbul’da doğdu. Toplumsal sorunlara ilk ilgisi okuduğu Galatasaray Lisesi’nde oluştu. İstanbul Üniversitesi “İktisat Fakültesi’nde” Yüksek Lisansını tamamladıktan sonra akademik yaşamına ara verdi. Daha sonra yine İstanbul Üniversitesi “İktisat Fakültesi’nde” Doktorasını tamamladı. Doçentlik ünvanını Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Fransızca Kamu Yönetimi bölümünde “İktisadi Düşünce Tarihi” alanında aldı. Aynı bölüme Profesör olarak atandı. Görev süresi boyunca Fransa’nın çeşitli Üniversitelerinde -burslu, burssuz- olarak bulundu, “davetli öğretim üyesi”, “professeur invité” olarak ders verdi. Disiplinler arası bir yaklaşım: Fiziki gerçeklik gibi insan ve topluma ait realite de son derece komplekstir. Tek bir disiplinin boyutları içinde kavranabilmesi çok güç, hatta imkansızdır. Yazar buradan hareketle merceği altına alacağı insan ve toplumu multi-disipliner bir yaklaşımla irdeleyecektir. İktisadi düşünce tarihi ona bu konuda aradığı araçları verecektir. Bu anlamda kendini iktisatçı olmaktan çok ekonomi politikçi olarak niteleyecektir. Bu tercih onun çalışmalarını Leon Walras’ın “saf bir bilim olarak iktisat” tanımının ötesinde geniş bir alanda yürütmesine imkân sağlayacaktır. Ekonomi politik tanımı itibariyle kompleks olanı, realiteyi öncelikle felsefenin ve hemen ardından tarihten psikolojiye oradan estetiğe çeşitli disiplinlerin katkısı ile aramasına imkân sağlayacaktır. Ama tabii ki asıl çıkış noktası insan bilimlerinin ilk yoğurulduğu alan olan edebiyat olacaktır. Edebiyata ve tarihe bakmak toplum bilimciye hem sonsuz bir hazine sağlayacak hem de onu donmuşluğun ve dogmacılığın kolaylığından kurtaracaktır. Yayımlanmış Eserleri Kitaplar • Uygarlığın Bunalımı: Psikanalizin ve İktisadın Kavşağında Bir Analiz Denemesi (2014) • Ekonomi Politiğin İnsanı Kim’dir? (2010) Ortak Kitaplar • Liberalizmi Yeniden Düşünmek (2016) • İktisat Sadece İktisat Değildir (2015) • Edebiyattaki İktisat (2014) • İktisatta Bir Hayalet: Karl Marx (2012) • İktisatta Yeni Yaklaşımlar (2011) • “Darwin ve Evrimsel İktisat Sempozyumu” (2011) • Görünmez Adam Smith (2010) • Tarabya Çalışmaları (2009) Ortak İngilizce Kitap • The Science And Education At The Beginning Of The 21st Century In Turkey, Volume 3 (2013) Türkçe Makalelerden Bazıları • Bir “Kentin ve Bilgesinin” Bugüne Dersleri (2017) • Nihilizmin Dönüşümü mü? III (2016) • Nihilizmin Dönüşümü mü? II (2016) • Nihilizmin Dönüşümü mü? I (2016) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…III (2016) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…II (2015) • Kemer Sıkmaya Hayır. Ama…I (2015) • Savaş-Terör-Şiddet-Yalnız İnsan ve Ötesi (2015) • İstekten Arzuya veya Arzunun Kıskacında (2015) • Bir Ütopya Olarak İktisatta Çoğulculuk veya “Ekonomi ve Toplum” (2015) • Rousseau’nun Ütopyası (2015) • Zenginlik, Lüks ve Erdem Üzerine (2015) • Bir Fobinin Düşündürdükleri (2014) • Etiksiz Kalmış İktisat Şiddet Üretiyor mu? (2014) • Haziran-Temmuz’un Anımsattıkları veya Romantizmin Hüznü (2014) • Siyasetin Gerçeği-Etiğin Ütopyası (2014) • Smithyen Liberalizmden Hayekyen Neoliberalizme veya İnsanlık Durumu (2014) • “Eros Thanatos’a mı Koşuyor?” (2014) • Rousseau’da Kötünün ve Ekonomi Politiğin Anlamı (2013) • Eros-Thanatos Sarmalındaki Uygarlık veya Freud’la Keynes’in Yanılgısı (2013) • Anın, Şiddetin ve Hızın Egemenliğindeki İnsan (2013) • İktisat, Şiddet ve Hız (2013) • Yeryüzünün İktidarı İnsana Devrolurken veya Ekonomi Politiğin Anlamı (2013) • İktisatın Dünyasında Ahlak Felsefesine Gerek Yok mu? (2013) • Disiplinler Üstü Bir İktisatçı, Yaşamını Yitirdi (2012) • “An” “Zamana” Karşı (2012) • “Hız’a ve Şiddete” Övgü! (2012) • Keynes “Temkine ve Tasarruflu” Davranışa Niye Karşıydı? (2012) • “İktisadın Gizemi, İktisadın Geleceği” (2012) • Marx, Marxizm ve “Yahudilik Sorunu” (2011) • Spinoza - Smith ve İktisat Teorisinin Kısa Bir Eleştirisi (2011) • Marjinalist Dönüşüm ve Bugünün Dünyası (2010) • Smith Darwin’i Etkilemiş midir? (2010) • Reel ile Sürreelin Kavşağında, Kriz (2010) • Krizin “Fırsatları” (2010) • Genelde “Felsefe-Ekonomi Politik”, Özelde “Estetik-Ekonomi Politik” Düzeylerinin Etkileşim ve Belirlenme Süreçleri (2010) • İktisat “Borçlu Uygarlık veya Maurice Allais” (2010) • Ekonomi Politiğin İnsanı Çıkardan mı İbarettir? (2009) • Hume – Smith Sürecinde Birey – Toplum Geçişliliği Sağlanabilmiş midir? (2009) • İktisadın Etiği (2009) • Ekonomi “Saf Bilime” Dönüştürülürken (2009) • Krizin Düşündürdükleri (2009) • Ekonomi Politiğin İnsanı Kim’dir? (2009) • Bu Kriz Kimin Krizi? (2009) • Görünmeyen El Metaforu (2008) • Klasikler, İktisat ve Ahlak (2007) • Üniversite ve İktisat Eğitimini Yeniden Düşünmek (2007) • Zor Bir Beraberlik : Rasyonalite ve Demokrasi (2007) • Smith’te Bütünlük Sorunu (2007) • İktisadi Düşünceler Tarihinin Önemi (2007) • Rasyonalite ve Neoklasik Kuram (2005) • Rasyonalite-Homo Economicus ve Klasikler (2004) • Tobin Vergisi (2003) • Finansın Liberalizasyonu (2003) • Büyüme Devam Edecek mi? (2003) • Ekonomi ve Savaş (2003) • Sürdürülebilir Bir Gelişme Mümkün mü? (2002) • Fransız Ekonomisinde Resesyon Sorunu (2001) • Latin Amerika’nın Gündemi: “Dolarizasyon” (2001) • İktisat “Bilimi” Üzerine Tartışma (2001) Fransızca Makalelerden Bazıları • L’influence de la “Pensee de List” sur la “Turquisation de l’économie” dans la Jeune Republique Turque (2014) • Spinoza – Smith et Une Critique de la Théorie Économiqué (2012) İngilizce Makalelerden Bazıları • Freudian Keynes : Spending Man and Spending State (Sevinç Orhan & Metin Sarfati 2015) • Marginalist Tranformation and Today’s World (2010) Denemelerden Bazıları • An Ebedileşirken Sanallaşan Gerçeklik veya Trump’ın Tweetleri (2017) • İktisadi Büyüme Neden İstenir? (2017) • Uzun Sürmüş Bir Yaz (2016) • Filler, Zebralar ve Ötesi (2016) • İklim Değişikliği Asya’nın Büyük Su Kaynağını Yok Ediyor (2015) • Fanatizm, Şiddet ve “Bernard Amca” ve Ötesi (2015) • Jaurés’i Niçin Öldürdüler? (2014) • Şiddet, Şiddet, Şiddet (2014) • Kristal Gecesi (Kristallnacht) veya Nefretin Oluşturulması (2013) • İş Aramıyor musunuz? (2013) • Zenginleşme - Özgürleşme Özdeşliği Yanılgısına Dair (2014) • “Gösteri Toplumu Yazarını Yitireli 19 Yıl Oldu” (2013) • Fukuşima veya Uygarlığın Bunalımı (2013) • Kim Demiş “Mutluluk Parayla Olmaz” Diye? (2013) • La Bruyére’den Molière’e İnsan Tabiatının, Smithyen Ekonomi Politikteki Yeri ve Anlamı Üzerine Bir Deneme (2012) • “Uyuşturucu Kullanma”manın Yararları Üzerine (2010) • Bu Kriz Kimin Krizi (2010)

Tüm Yazılar kategorisine gönderildi